Allahından bulasın spotify

Hayat bazen şakalar yapar insana.. ufak tatlı şakalar.. tabi hayata sorarsan bunun tarifini ufak tatlı şakalar şeklinde yapabiliyor olabilir.. oysa ki seni allak bullak eder bir anda.. seni etmez mi? Bilmiyorum seni etmeyebilir ama beni eder, etti nitekim…

 

Her insanın geçmişinde bütün arızalarının nedeni ve hatta baş sorumlusu olarak gösterdiği bir insan vardır. Kiminin bok gibi geçen çocukluğudur, o çocukluğunun bok gibi geçmesine neden olan annesi ya da babası ya da bakıcısı falan ama bir insandır kesin. Ya da daha büyük bir çoğunluğun platonik aşkı ya da eski sevgilisi falandır. Bugün karakterinizde kişiliğinizde davranışlarınızda defolu olan yanlış olan bok gibi olan ne varsa sorumluluğu hemen ona atarsınız. Ulan ben şahane bi insanım aslında mükemmelden bile iyiyim belki ama o şerefsiz bana öyle yaptı diye böyle pürüzlerim var dersiniz.. ah ne acılar çektim ben sen benim yaşadıklarımın yarısını yaşasan alkolik olmuştun falan dersiniz.. hep en fazla acıyı sen çekersin en çok sen dayanırsın bi sen yıkılmazsın ayakta kalırsın.. nasıl bir matematikse bu hiç bilmiyorum..

Geçmişte bir insan, çok değer verdiğiniz bir insan vardır.. hep böyledir bu, istisnasız hem de,  geçmişteki çok sevdiğiniz çok değer verdiğiniz o insan hayatınızın ağzına sıçan kalbinizi parça pinçik kıran insandır. Bu değişmez bir gerçektir. O nedenle ağlayıp sızlamaya da gerek yoktur, hayatın kuralı budur. Zaten o insan en değer verdiğiniz en sevdiğiniz insan olarak kalır ve geçmişte kalır doğal olarak. Kalbinizi parça pinçik etmese böyle beyniniz uyuşarak hatırlamazsınız hayatın size yaptığı bu boktan sürpriz karşısında..

Hayat dediğim de bildiğiniz hayat değil aslında, bilmediğiniz de değil, spotify aslında bu hikayede

Biraz müzik dinleyeyim yaw deyip işyerinde spotify açtım az önce, mevcut listelerimden birini dinleyecektim. Dur len bakim bana bugün ne önermiş spotify diye keşfet ‘e tıkladım, yeni keşifler yapayım dedim..

3.sırada bana UB40 önermiş şerefsiz spotify.. allahın belası spotify.. bir de dinlediğim herhangi birşeyden esinlenip değil, öylesine.. içinden gelmiş..

Açtım tabi ve hemen hangi şarkı çaldı????

Red red wine… öyle kaldım… hatırladım. Biraz daha hatırladım. önce bir şey hissetmedim sonra hafiften bi hüzün, sonra biraz daha artan hüzün.. sonra bu şarkıyı bu şarkıyı çok seven o geçmişte kalan pinokyoyu hatırladım.. arkasından da en sevdiği diğer şarkı olan kington town çalmayaydı mesela belki hafif bi hüzün gelir geçerdi..

İçimde ona karşı tabiki de bir duygu kalmadı aradan ortalama bin binbeşyüz yıl geçmiş, duygusu mu kalmış milyonlarca duygu geçmiş gitmiş üzerinden.. ama o parçapinçik olan şeyler var ya ben çoktan birleştirdim yesyeni oldu onlar çoktan, hatta başkalarıyla bi daha bi daha parçaladım baktım nasıl oluyor diye, çok parçaladım belki ama hiç öyle parçapinçik olmadı ya da bir defa topladıysan parçaları artık daha kolay biraraya geliyor, öğreniyorsun ya da kaşarlanıyor musun.. yok yok o değil.. hiçbir acı o acı olmuyor. O öyle hafızana hücrelerine iliklerine işliyor aslında sen bilmeden onunla yaşamıyorsun, çok dramatize edecek bir durum değil, ama o biryerde yaşıyor içeride sen farkında bile olmuyorsun, safra kesesi gibi mesela, içeride öyle bir organ var sorun çıkarmadığı sürece ne bir boka yarıyor ne varlığından haberdarsın olduğunu biliyorsun herkeste var sende niye olmasın, ama varlığını sadece acıyla ağrıyla hissettiriyor.

Birkaç hafta önce ortak arkadaşımız aradı pinokyonun abisinin kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi aramak istermişim belki başsağlığı dilemek için, allah rahmet eylesin dedim, niye arıyım ki ben şimdi onu, başı sağolur onun ben olmasam da, hem ne gerek var ki durduk yere iletişime, üzüldüm evet abisine, yazık genç hem hem de çocuk falan var. Üzüldüm severdim de ben adamı. Arayıp üzüldüm desem ne olacak, benim duyduğumu duysa mesela üzüleceğimi tahmin eder, bilirdi sevdiğimi abisini. Haa duyduysa üzülmüştür falan der eğer acaba ne hissetti diye merak edecek olsa. Ama merak bile etmez ki ben ne hissettim diye. Hem ona ne ki benim ne hissettiğimden abin ölmüş üzüldüm desem ne anlamı var. Geçen mesela başka biri ölmüştü ona da üzülmüştüm. Robin Williams öldü mesela geçen gün ona da çok üzüldüm. Eşini arayıp çok üzüldüm başınız sağolsun demedim ona da. Tamam aynı şey değil sonuçta ben adamın sadece filmini izledim o bilmiyor bile selamlaşmadık aynı masada yemek yemedik ailesinin tamamını tanımıyorum.. hayat mücadelesi veren bir türlü tutunamayan hep bir yanı eksik sakat bir adamdı sanki o.. kolu bacağı sapasağlamdı zihinsel bir özrü de yoktu ama içinde kırık dökük bir şey vardı, erken ölen babası, baba erken ölünce onun büyük abi olarak omuzlarına binen yük, kimse yük vermese de onun yük hissettiği sorumluluk falan belki de, o sakatlamıştı ruhunu.. çocukları kaç yaşındadır acaba. O zamanlar vardı çocuğu o zamanların üzerinden çok geçti ama muhtemelen ergenlik çağında falandırlari daha büyük değillerdir hatta çocukluktan ergenliğe geçiş falandır belki de.. dağılmış bir ailesi vardı, hatta tam da dağılamamış.. zar zor bağlamışlar yle birşeyle ne dağılıyor ne birarada duruyor.. of neyse mevzu bu değildi ki, yine dağıldım..

Aramadım işte sonuçta, ölüm karşısında üzülür insan doğal bir tepkidir. Acısını ben mi paylaşıcam da arayıp üzüldüm dicem. Ben de üzüldüm banane senin üzüntünden demez mi insan. Hem başın sağolsun ne demek, aman canın sağolsun boşver sana abi mi yok, der gibi.. bi abin daha var nasıl olsa falan mı dicem saçma. Evlendiğinde mutluluk dilemedim çocuğu olduğunda mutlu oldum demedim gerçi yalan olurdu ya neyse, şimdi ölümde niye arıyım ki.

Red red wine.. bu şarkıyı bilmezdim ben hiç o dinletmişti bana ilk. Çok beğenmiştim. Bazı insanlar nasıl pis bi leke bırakıyor hayatında temizlenmiyor da o leke öyle kalıyor işte. En kötüsü de bu hikayede yaralanan sadece sensin insanlar yollarına devam etöişler mutlu mesut bilmemnereleri bilmemnerelerine denk yaşayıp gitmişler işte, senin adını duyduğunda mesela. Her hikayede biri hep daha çok sever. Biri hep daha çok incinir. Zaten bir şey hikaye olduysa eğer bir incinen bir de yaşayıp giden vardır. Ben başka hikayelerde inciten oldum mesela arada. Ama incittiklerim yalayıp gittiler, mutlu mesut hayatlar kurdular. Parçaladıklarım oldu belki ama parçapinçik yapmadım hiçbirşeyi. Dürüst davrandım ben hep, kimse kendini kandırılmış aldatılmış hissetmedi hayal kırıklığı yaşatmadım ben çünkü boş hayaller kurdurmadım kimseye. Kendi kurduğu hayaller beni bağlamaz o konuda sorumluluk kabul etmem

Red red wine, it’s up to you, All i can do, i’ve done. But memories won’t go. No memories won’t go

….

Red red wine stay close to me dont let me be alone………………………….

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !